Hafız Fahri Doğan'a Balıkesir'e her yolum düştüğünde uğruyorum. Burada kendisinden birkaç defa söz ettim. Hatırlayanlar olacaktır. Önceki gün cuma namazı sonrası 'Zağnos Paşa Dini Kitabevi' levhasını astığı mütevazı işyerinde buldum kendisini. Aynı adı taşıyan caminin hemen dibinde...
Bilenler bilir, Zağnos Paşa Camii Balıkesir'in kalbi. Şehir buradan nefes alıp veriyor. Caminin içi dışı her zaman dolu... Dinî kitabevi için buradan daha iyi mekân olamaz. İçeri girenler sadece müşterilerden ibaret değil. Selam vermek, hal hatır sormak için kapısını çalan dostlarının sayısı da az değil.
Camiye girerken cep telefonunu, elindeki çantasını bir köşeye bırakanları gördüm. 'Hepsi tanıdık mı?' diye sordum. 'Hayır' dedi ve ekledi: "Hiç tanımadığım insanlar da biraz sonra alırız diyerek ellerindekini bırakıp gidiyorlar. İki ay önce bir asker telefonunu bıraktı hâlâ almadı." Güven telkin etmiş olmalı...
Hafız Fahri emekli, derdi para kazanmak değil, biraz meşguliyet biraz da toplumdan kopmamak... 'Çok hareketli, işler iyi olmalı' dedim. Gülümseyerek 'Ramazan'ın bereketi' dedi. Bugünlerde en çok rağbet gören kitap; Kur'an-ı Kerim... Her gelen en az bir tane alıp gidiyor.
Söz döndü dolaştı Çetin Doğan Paşa'ya geldi. Geçen hafta Bodrum'a geçerken köye uğramış. Akrabalarını görmüş, annesinin ve babasının mezarlarını ziyaret etmiş. "'Çetin bu iddialar doğru mu? Sen gerçekten cami bombalatacak mıydın?' diye sordum." dedi.
Cevabı 'Hayır Fahri sen bunlara inanma. Ben hiç cami bombalar mıyım? İspat etsinler kendimi asarım' şeklinde olmuş. Çetin Paşa'nın sözlerine çok inanmak istiyor ama iddiaların ağırlığı karşısında içi hiç de rahat değil.
Çocukluk günlerinden söz açtı. 'Çetin'in annesi erken öldü. Kardeş gibiydik, beraber büyüdük. Ben hafızlık için Kur'an kursuna gittim, o ise askerî okula. Babası amcam astsubaydı. Çok dindar bir adamdı. Okul Çetin'in her şeyi oldu. Giderek daha az uğramaya başladı. Eğer köyde kalsaydı herhalde o da benim gibi hafız olurdu. O haberleri duydukça hep çocukluk yılları aklıma geliyor.' dedi.
Uzun boylu bir arada olabilsek 'haydi camiye gidelim' falan diyeceğim ama maalesef hal hatır sormanın ötesine geçemiyoruz. Aynı iklimde birlikte başlayan ancak daha sonra farklı yönlere savrulan iki çocuğun hikâyesi...
Biri 'hafız' Fahri Doğan diğeri 'paşa' Çetin Doğan... Biri caminin gölgesinde yaşarken, diğeri birbirinden korkunç iddialarla gündemde... Dış görüntüleri birbirlerine çok benzese de iki farklı dünyanın insanları. Ayrıntılarıyla yazmaya değer aslında.
Hafız Fahri'nin derdi bir değil aslında iki... Tutuklu, Hava Kuvvetleri Başsavcısı Albay Ahmet Zeki Üçok da ablasının oğlu... 'Onun durumuna da çok üzülüyorum.' dedi.
Referandumda oyunun rengini sorarken 'hayır' diyebilir diye biraz tereddütlüydüm, ailede bu kadar asker varken askerî anayasanın değişmesine karşı çıkabilirdi.
Çok kararlı bir ses tonuyla: "Evet diyeceğim. Sonuna kadar evet... Askerî anayasanın değişmesi lazım... Sadece kendim değil çoluk çocuğa da 'evet' dedirteceğim. Her gördüğüme söylüyorum 'evet' verin diye. Daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük dinî hayatın daha rahat yaşanması demek... Nasıl 'hayır' derim? Her maddesinin Türkiye'yi ileriye götüreceğine gönülden inanıyorum."
Aman Çetin Paşa duymasın diyecek oldum ama vazgeçtim...
ÇETİN DOĞAN KİMDİR ?
Çetin Dogan 1940 yilinda Trabzon'un Maçka ilçesinde dogdu. Dogan, 1960 yilinda siyah Harp Okulu'ndan, 1961 yilinda Topçu Okulu'ndan mezun oldu. 1987 yilinda tuggenerallige terfi eden Dogan, Genelkurmay Komuta Kontrol Daire Baskanligi, bir. Zirhli Tugay Komutanligi, Genelkurmay Plan Harekat Daire Baskanligi, dört. Kolordu Komutan Yardimciligi, bir. Mekanize Tümen Komutanligi, Genelkurmay Harekat Baskanligi ve Jandarma Asayis Komutanligi görevlerinde bulundu. Orgeneral Dogan, 1999 yilinda orgenerallige yükselerek Ege Ordu Komutanligi'na atanmisti. bir. Ordu Komutanligi'ndan emekli oldu. Cumhurbaskani A. Necdet Sezer araciligiyla TürkKazak Ahmet Yesevi Üniversitesi'nin basina atadi. Yeni cumhurbaskani Abdullah Gül araciligiyla bu görevden alindi.